• Home
  • AMİGRA SAYI 1
  • AMİGRA SAYI 2
  • Hakkında
Subscribe: Posts | Comments | E-mail
  • Haberler
  • Kadın
  • Kategorilenmemiş
  • Makale
  • Müzik

AmigrA

Archive for the ‘Haberler’ Category


Posted on Haziran 25, 2010 - by admin

Kocaelinde DYG’den Şehit ZİLAN İçin Kermesler

Kocaeli Demokratik Yurtsever Gençlik Meclisinin Şehit Zilan’a adadığı kermesin 1. günü İzmitten sonra 2. günü Darıcada yapıldı. 3. günü Dilovası ve Gebze ilçelerinde son gün ise Çayırova ilçesinde olacaktır.

Şehadetinin 14. yıl dönümünde Zeynep Kınacı (şehit zilan) şehit anaları, gerilla aileleri ile birlikte kocaelide kermeslerle anıldı. kermeslerde kürt halkının verdiği mücadele ve ortaya çıkardığı değerler hatırlatılarak şehit zilan şahsında mücadelenin özellikle dönem itibariyle yükseltilmesi çağrısı yapıldı. halk da tekrardan geriye dönüşün sinyalleri olduğu için devlet ve hükümete karşı büyük bir tepki gözlenmekte. Buna rağmen canı acımış ve acımakta olan yurtsever halkımızın barış dilini hala tek seçenek olarak görmeleri dikkat çekiçi olmuştur. Biz Yurtsever Demokratik Gençlik olarak partimiz şahsında mücadeleyi şehitler yolunda ; Zilan’lar , Beritan’lar , Mazlum’lar , Sema’lar , Êgitler’in perspektifinde yürütmeye ve durmamaya acılarımız ve mazlumiyetimizin büyüklüğü kadar kararlıyız.


Posted on Haziran 25, 2010 - by admin

Tarihte bugün: 25 haziran

Şarkıcı Kazım Koyuncu, 2005 yılında, kanser tedavisi gördüğü hastanede, 33 yaşında yaşamını yitirdi.

1972 yılında Artvin’in Hopa ilçesine bağlı Sugören köyünde doğan Kazım Koyuncu, müziğe ortaokul birinci sınıfta mandolin çalarak başladı.

Çocukluğu, ‘üstadım’ dediği, Kemençeci Yaşar lakabı ile tanınan Yaşar Turna’nın yanında türkü dinleyerek geçti. İstanbul’a üniversite eğitimi için geldikten sonra müzikle yoğun olarak uğraşmaya başladı.

1992′de profesyonel müzik yaşamına geçti. Türkiye’nin ilk laz-rock grubu olan ‘Zuğaşi Berepe’yi (Denizin Çocukları) kuran Koyuncu, bu grupla 1995′te ‘Va Mişkunan’ (Bilmiyoruz), 1998′de de ‘İgsaz’ (Gidiyor) isimli albümleri yaptı.

1998′in sonunda ‘Zuğaşi Berepe’nin dağılmasının ardından tek başına müziğe devam etti ve ‘Salkım Söğüt’ isimli projelerin ikincisinde üç şarkıyla yer aldı. 2001 yılında ilk solo albümü ‘Viya’yı çıkardı.

Kanal D’de yayınlanan ‘Gülbeyaz’ adlı dizinin hem müziklerini yapan hem de bazı bölümlerinde oynayan Koyuncu, ‘Sultan Makamı’ dizisinin de müziklerini hazırladı. İkinci solo albümü ‘Hayde’yi nisan 2004′te çıkardı.

Karadeniz müziğinin güçlü temsilcilerinden Fuat Saka, Volkan Konak ve Bayar Şahin ile birlikte düzenledikleri, büyük ilgi gören ‘Hey Gidi Karadeniz’ konserler dizisinin de öncülüğünü yaptı.

Nisan 2004′te çıkardığı ikinci solo albümü ‘Hayde’, onu tüm Türkiye’ye tanıttı. 2004′ün sonlarında akciğer kanseri teşhisi konuldu ve tedavi görmeye başladı. 25 haziran 2005′te, 33 yaşındayken yaşamını yitirdi.

Karadenizli şarkıcı, vefatından önce tedavi gördüğü VKV Amerikan Hastanesi’nde düzenlenen ‘Çernobil’in Etkileri ve Hasta Hakları’ konulu panelde kanserle mücadelesini anlatmıştı.

Koyuncu, o dönem dört aydır kanserle mücadele ettiğini ve kanserin özgürlüğünü kısıtladığını ifade ederek, “kanseri kanser olmayanların anlamayacağını” söylemişti.

Genç şarkıcı konuşmasında, “duyarlı bir sanatçı olarak dertleri hissediyordum. Kanser de oldum artık. Ben kanserden çok korkan bir insandım…

“Kanserim ve korkmuyorum. Sadece beni sevenleri ve özgürlüğümü düşünüyorum. Ölüm küçük bir şey, ama hastalık sizin özgürlüğünüzü sınırlıyor” demişti.


Posted on Haziran 23, 2010 - by admin

Polise Taş Atan Çocuğa 10 Yıl 8 Ay Hapis

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, hapisteki PKK lideri Abdullah Öcalan’a işkence yapıldığı iddiasıyla Şanlıurfa’da düzenlenen eylemlere katıldığı gerekçesiyle biri çocuk altı sanığı, toplam 97 yıl beş ay hapse mahkum etti.

Mahkeme, Ekim 2008′deki eylemlerle ilgili açılan davanın karar duruşmasına  M.B., kapatılan Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) Merkez İlçe Başkanı Salih Sağış, Muhittin Beyazıt, İbrahim Halil Çelikdemir, Velit Yıldızoğulları ve Erkan Gömüştaş katıldı. Sanıklar son savunmalarında suçlamaları reddedip beraat talebinde bulundu.

Çocuğa 10 yıl 8 ay hapis

Mahkeme heyeti, suç tarihinde 17 yaşında olan M.B’yi “terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme”, “terör örgütünün propagandasını yapma”, “dağılma sırasında silah veya araçlarla mukavemet etme”, “izinsiz patlayıcı madde bulundurma”, “mala zarar verme” suçlarından toplam 10 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırdı.

Salih Sağış ile Muhittin Beyazıt 20′şer yıl 8′er ay, İbrahim Halil Çelikdemir ve Velit Yıldızoğulları 16′şar yıl, Erkan Gömüştaş ise 15 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı iddianamede, suç tarihinde 17 yaşında olan sanık M.B’nin 2008 yılının ekim ayında yapılan izinsiz gösteriden yaklaşık 1 ay sonra bir iş yerine molotofkokteyli atılması eyleminde gözaltına alındığı belirtildi. (BB/EÖ)


Posted on Haziran 22, 2010 - by admin

Taraf Gazetesinin Arkasında Kim Var?

Hizbul-Kontra’nın kurucularından olan Taraf gazetesi yazarı Emrullah Uslu “1 askere karşı 8 gerilla şehit edilmelidir” diyor.

/*

/*]]>*/Özellikle Kürt Özgürlük Hareketi ve Kürt halkının en doğal, haklı ve ahlaki hakkı olan var olma hakkı ile özgürlük direnişini kırmak, teslimiyetçi ruhu geliştirmek amacıyla yayın yapan Taraf gazetesi farklı bir kulvardan Yeşil Türk Irkçılığını meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Kürtlerin soykırımdan geçirilmesini doğal bir süreç gibiymiş göstermeye çalışarak Yeşil Türk Irkçılığı’nın militarist duygusalcılığına kalemşörlük yapması tehlikeli bir hal almıştır.

Hizbul-Kontra’nın kurucularından olan Taraf gazetesi yazarı Emrullah Uslu “1 askere karşı 8 gerilla şehit edilmelidir” diyor. Şimdiye kadar bizim 8 askerimiz ölmüş fakat 12 gerilla bile şehit düşmemiş, en az 112 gerillanın Türk askerince öldürülmesi gerektiğini belirtiyor. Böylesine Yeşil Türk Irkçılığının kan tacirliğine oynayan bir gazetenin maskesini indirmenin tam zamanıdır. Yeşil Türk Irkçılığının duygucu tetikçisi Taraf gazetesinin yayına başlama tarihinden tutalım arkasındaki esas güce kadar tüm adresler ABD, AB, AKP ile Fethullahçıları gösteriyor.

Taraf Neden 15 Kasım 2007’de Yayına Başladı?

Taraf’ın 5 Kasım 2007’de Erdoğan ile Bush’un Beyaz Saray’daki görüşmesinden sonra 15 Kasım 2007 tarihine denk getirilmesi başlı başına ilginçlik arz ediyor. Erdoğan ile Bush birlikte 5 Kasım 2007’de PKK’yi düşman ilan ediyorlardı. PKK’nin düşman ilan edilmesinden sonra gazetenin yayına başlaması ve Reşadiye eylemiyle birlikte PKK’yi düşman ilan etmesi ve Kürt düşmanlığını yapmada haddini aşması tesadüf gözükmüyor. 5 Kasım antlaşmasında Taraf’a verilen rol iki yıl boyunca PKK ile Kürtlere karşı atılan manşetlerden daha iyi açığa çıkıyor.

Taraf’ı Kimler Finanse Ediyor?

Tarafın finansörü olarak Alkım Gazetecilik ve Ticaret A.Ş. gözüküyor. Şirketin sahipleri de Savaş ve Başar Arslan kardeşlerdir. Alkım Gazetecilik, 1992’ye kadar küçük bir yayıneviyken iflas etme noktasına geldi. Borçları Fethullahçılarla bağlantılı Albaraka Türk çekleriyle ödendi. AKP iktidarıyla birlikte iyice palazlanıp sermaye büyütmede adeta uçtular.

Alkım Yayıncılık tarafından Taraf’ın kurulması kılıfına uydurulmuş. Parası hazinden karşılanmış. AKP hükümeti, Hazine’den 3 trilyon 653 milyon Eski Türk Lirası aktarmış Alkım Şirketine. Günümüzün parası ile yaklaşık 4 milyon TL. Ediyor. Asıl sorun olan burada ne adına bu paranın AKP tarafından Alkım Şirketine aktırılmasıdır. Alkım şirketi 120 kişilik okuma bölümleri, 48 kişilik okuma tiyatrosu, 72 kişilik seminer ve sergi salonu, 3 adet çalışma odası ve 3 adet aktivite odası kurma argümanıyla 15 Ocak 2007 tarihinde KDV’siz teşvik alma başvurusunda bulunuyor. AKP hükümeti de” hay hay başım gözüm üstüne buyur hazineden sana 4 milyon TL” diyor. Ve böylece kendi tetikçisi olacak yeni bir gazete kurdurtuyor.

AKP’nin Hazineden aktardığı para ile 15 Kasım 2007 tarihinde Taraf Gazetesi kuruldu. Hem de Alkım Şirketinin teşvik kredisi almak için gösterdiği adres olan Mühürdar Caddesi N:60 Kadıköy/ İstanbul’da kuruldu. Kültür merkezi adına alınan teşvik kredisiyle bir gazete çıkarılmaya başlandı ne hikmetse. Bazı medya organları bir bir vergi cezaları ile kapatılıp, AKP’li işadamlarına çok düşük bir fiyatla satılırken, Alternatif ve Özgür Kürt Medyası da devamlı baskılara maruz kalırken, sık sık gazeteleri kapatılırken, AKP’li işadamlarına satılan gazeteler ile yeni kurulan AKP tetikçisi Taraf gibi gazetelerin parası da hazineden ve devlet bankalarından veriliyordu.

Taraf’ı çıkaran Alkım Yayıncılık hemen küreselleşecek kadar hünerliymiş ki,  Brüksel’de büro açarak AB ile ilişkiye geçecek düzeye geldiler. Aynı Alkım Yayınevi’nin gazetenin genel yayın yönetmeni Ahmet Altan’la ilişkileri geçmiş tarihlere dayanıyor. Söz konusu şirketin Ahmet Altan’ın bir romanını AB parasıyla bastığı belirtiliyor. Kitap basımındaki gibi gazetenin finanse edilmesinde AB fonlarının Alkım Gazeteciliğe aktarıldığı ve böylece belli bir düzeydeki bir sermaye ile gazetenin çıkarıldığının belirten kaynaklar var.

Gazetenin destekleyicisi olarak da Armada ve Arena Bilgisayar Şirketleri’nin sahibi işadamı Mehmet Betil herkesçe biliniyor. Betil, zamanının büyük bir kısmını ABD’de geçiriyor, Betil, “gazeteye ortak değilim fakat sermaye olarak destekliyorum, ileride ortak da olabilirim, gazetenin yönetimine de girmek istiyorum ve hatta proje hazırlayıp AB fonlarından da faydalanmak istiyoruz” diyor. Her ne kadar Betil, böyle diyorsa da zaten gazetenin Alkım Gazetecilik ve Ticaret A.Ş. vasıtasıyla AB fonlarından faydalandığı ortaya çıkmış durumda.

Taraf’ı hem parasal olarak finanse eden hem de muhabir yetiştirmede destekleyen bir kurumda ABD’deki NED-National Endowment for Democracy-  yani Demokrasi İçin Ulusal Fon kurumudur. Bu kurum CIA’nın bir yan kurumudur. CIA’nın gizli operasyonlarında kullanılan kurumların başında gelmektedir. NED aslında CIA’nın gizli operasyonlarının kasasıdır. NED’in para kaynağı da direkt ABD hazinesidir. Bu kuruma para aktarımı ABD MGK’sı NSC-National Security Commite – onayıyla olmaktadır.

Bir NED yetkilisi Taraf gazetesine verdiği destek konusunda şöyle demektedir. “Taraf gazetesini destekliyoruz. Muhabir yetiştirme programlarına yardım yapıyoruz”.

Taraf Nerede Basılıp, Dağıtılıyor?

Taraf’ın basımı ve dağıtımı daha önce devletin bir kurumu TMSF’nin-Tasarruf Mevduatı ve Sigorta Fonu – elinde olan Sabah’ın baskı tesislerinde basıldı. Dağıtımı da TMSF’nin elinde olan Merkez Dağıtım tarafından yapıldı. Yani Taraf’ın ilk basımı ve dağıtımı AKP’nin direktifleriyle, devlete teslim edilmiş olan şirketler tarafından yapıldı. Aynı medya şirketleri daha sonra AKP’ye yakın Çalık Holding’e satılınca bu Holding’e bağlı Turkuaz Dağıtım şirketi tarafından dağıtımı yapılmaya başlandı. Çalık Holding, Taraf’ı ücretsiz basıyor ve mürekkep parasını da karşılıyor.

Kimler Taraf’ın Reklamını Yaptı ve Kimler Reklam Veriyor?

Ahmet Altan, Taraf gibi bir gazetenin çıkacağına dair ilk röportajını 10 Kasım 2007’de Fethullahçıların Zaman gazetesine verdi. 15 Kasım 2007’de de gazete yayın hayatına başladı.

Daha sonra genel yayın yönetmeni yardımcısı Yasemin Çongar’ da 2 Haziran 2008’de Fethullahçıların Aksiyon adlı dergisine röportaj verdi.

Gazeteye reklam verenlerin arasında Vakıf Bank, Halk Bank gibi devlet bankaları ile Fethullahçılara bağlı Toplum Gönüllüleri Vakfı, Asya Finans, Kimse Yok mu Derneği ile Türk Telekom vb. kurumların olması ilginçlik arz ediyor.

Taraf Nasıl Kürtlerden de Para Topluyor?

ABD, AB, AKP ile Fethullahçıların verdiği paralarla da yetinmeyen Taraf Gazetesi, İstanbul’da bir gece düzenlemiş, liberal demokrat maskesiyle Kürtlerin mazlumdan yana olan duygularını kullanarak, Kürtlerden 200 bin TL topladığı da bilinmektedir.

Taraf gazetesi yönetiminin kendi çalışanlarına 200 bin TL değil de, 30 bin TL topladık demeleri medyada tartışma konusu haline gelmişti.

Taraf gazetesi yönetimi Kürtlerin mazlumdan yana olan duygularını kullanarak topladığı 200 bin TL’den,170 bin TL’sini ne yaptı acaba?

Taraf’ın Hem Sahibi Hem Destekleyicisi Hem de Bazı Muhabirleri Karanlık

Gazetenin sahiplerinden Başar Aslan, “bir Budist İçin Buda neyse benim için Ahmet Altan odur”  diyebiliyor. Altan başkalarını biat etmekle suçlarken, kendi patronu Başar, kulluk düşüncesini savunuyor ve Altan’ı peygamber düzeyine çıkarıyor.

Gazeteyi destekleyen Mehmet Betil, Neşe Düzel ile daha önce tanıştığını, Neşe Düzel’in gazetenin ekonomik sorunlarının olduğunu söylemesiyle Neşe’ye “Ben senin sponsorun olabilirim, seni desteklerim dedim. Sonra Taraf’ın sponsoru oldum. Sadece parasal değil, yönetim ve bilgi desteğini de ortaya koyabileceğimi söyledim. Darboğaza girdiklerinde de parasal destek sağladık” diyor.

Daha önce Fethullahçıların Aksiyon dergisinde çalışan ve şimdi de Taraf muhabiri olan Mehmet Baransu her ne kadar ABD’ye mastır yapmaya gittiğini ve mastırını bitirmeden döndüğünü söylüyorsa da, bir kaynaktan elde ettiğimiz bilgiye göre Baransu ABD’de iken CIA’nın kasası NED kurumu tarafından muhabir olarak bazı yetiştirme programları çerçevesinde eğitildiği belirtiliyor. Baransu,  bir Türk gazetesine verdiği bir röportajda “Kürt’üm ama bir MHP’linin nefret ettiğinden daha çok PKK ve DTP’den nefret ediyorum” diyerek MHP’lilerden daha ırkçı olduğunu ve asıl ırkçıların kendisi gibi Fethullahçıların olduğunun itirafını da yapıyor aynı zamanda.

Kurtuluş Tayiz adındaki Taraf yazarının da, JİTEM’ tarafından Kürt yurtseverlerinin içine sızdırıldığı ve sonradan bir itirafçı olduğu, JİTEM’e liberal cenahtan tetikçilik ve kalemşörlük yaptığı herkesçe biliniyor. Derler ya, “Köpek sahibine göre havlar”. Taraf da sahibine göre Yeşil Türk Irkçılığının duygusalcı militarizmine kalemşörlük ve tetikçilik yapıyor.

Özgür Bilge

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net - www.lekolin.info

Posted on Haziran 21, 2010 - by admin

BDP’li belediyeden 300 öğrenciye ücretsiz kurs

Diyarbakır’da Kayapınar Belediyesi tarafından Spor Yüksek Okulu hazırlık sınavları için açılan bu yılkı kursa 300 genç katılıyor. Kursların başlaması nedeniyle Cegerxwin Gençlik Kültür ve Sanat Merkezi’nde kursiyerlerin katılımıyla bilgilendirme toplantısı yapıldı.

Kayapınar Belediyesi’nen her yıl açtığı Spor Yüksek Okulu sınavlarına hazırlık kursları başladı. Kurs öncesinde yapılan bilgilendirme toplantısına Kayapınar Belediye Başkan Vekili Mahmut Dağ, Başkan Yardımcısı İhsan Avcı, meclis üyeleri, kurs öğretmenleri ve 300 kursiyer katıldı. Açılış konuşmasını yapan Belediye Başkan Vekili Mahmut Dağ, açılan kurslardan faydalanmak için 300 kursiyerin başvurduğunu belirterek, bu kursları açtıkları yıl 18, ikinci yıl 66, geçen yıl ise 86 kişinin sınavları başarıyla geçtiklerini söyledi.

Bölge gençlerin eşit olmayan olanaklarla yaşama hazırlandıklarını belirten Dağ, “Eğitim Sisteminin içinde olduğu durumu biliyoruz. Kentimiz Diyarbakır’da ise durum daha vahim. ÖSS’de 66, SBS sıralamasında ise 80’inci kentiz. Bu başarısızlık bu kentin kaderi olmamalıdır. Bunun için biz yerel yönetimler gençlerimize yeni fırsatlar yaratmaya devam edeceğiz, Sizler de çaba göstererek, başarıyı yakalayarak bize dayatılan bu kaderi hep birlikte reddedeceğiz” şeklinde konuştu.

Kayapınar Belediyesi tarafından dördüncüsü düzenlen kurslara 300 öğrenci katılıyor. Fatih Lisesi Salonu’nda 10 eğitmenin gözetiminde yürütülen çalışmalar sabah 07:00 ile akşam 21:00 saatleri arasında yapılacak. Tüm kursiyerlerin forma ve diğer ihtiyaçları belediye tarafından karşılandı.

ANF NEWS AGENCY


Posted on Haziran 21, 2010 - by admin

BDP’de ‘demokratik özerklik’ hazırlığı

BDP İl Genel Meclisi Başkanları ve Belediye Başkanları toplantısında, Kürtlerin demokratik özerklikle Türkiye’yi ulusalcı, milliyetçi, şovenist ayıbından kurtarma bilincine ulaştığı vurgusu yapılarak, yerel yönetimleri halka devredecek yapılanmaları hızlandırma kararı alındı.

Diyarbakır’da 19–20 Haziran tarihlerinde Cegerxwîn Kültür Merkezi’nde yapılan ‘siyasal süreç ve seçim, özgür demokratik yerel yönetim anlayışını geliştirme, AB Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın uygulanabilirliği mücadelesi, stratejik planlama ve örgütsel sorunlar’ konulu toplantının sonuç bildirgesi açıklandı. Bildirgede, 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde halkın büyük bir çabayla elde ettiği kazanımları BDP çatısı altında bir araya getirmenin büyük bir misyon olduğu belirtildi. Bildirgede, BDP’nin gerçekleştirdiği kazanımların sonucuna tahammül edemeyen AKP iktidarının sarsıldığı ve paniğine kapılarak bir kez daha çatışmaları en üst düzeye çıkardığı ifade edildi.

“ÖLÜMLERİN SORUMLUSU AKP”

AKP’nin bu tutumunun en belirgin örneğinin binlerce çocuğu, Kürt siyasetçisini cezaevine kapatması, infazlar, kültürel soykırım politikaları, kız çocukları ve kadına yönelik sistematik ve örgütlü taciz ve tecavüzler, askeri operasyonlar olduğu ifade edilen bildirgede, Kandil ve Maxmur’dan gelen barış gruplarının tutuklanması şiddetle kınandı. Bildirgede, yaşanan çatışmalarda yaşamını yitirenlerden AKP iktidarının sorumlu olduğunun altı çizildi.

DEMOKRATİK ÖZERKLİK

Demokratik özerklik konusuna yer verilen bildirgede, dünyada tüm halkların, kültürlerin kendini ifade ettiği, federal ve konfederal yapılanmaların geliştirildiği bir çağda, Kürtlerin de demokratik özerklikle Türkiye’yi ulusalcı, milliyetçi, şovenist ayıbından kurtarma bilincine ulaştığı vurgusu yapıldı. Bildirgede şu ifadeler dikkat çekti: “Dünyada tüm halkların, kültürlerin kendini ifade ettiği, federal ve konfederal yapılanmaların geliştirildiği bir çağda, Kürtlerin de demokratik özerklikle Türkiye’yi ulusalcı, milliyetçi, şovenist ayıbından kurtarma bilincine ulaştığı vurgusunu yaptık.”

Toplantıda, yerel yönetimleri halka devredecek yapılanmaları hızlandırmaya dönük eğitim, iletişim ve paylaşımların yerine getirilmesinde ortaklaşıldığı belirtilen bildirgede, “Bu dönemi halkla örme, halkın öznesi olduğu modelimizin sahiplenmesi de halkla mümkündür. Tarih boyunca yüzü halka dönük olmayan yitirmeye mahkumdur” denildi.Toplantıda “Demokratik özerkliği örmede yerel yönetimlerin önemine değinilerek, sistemli olmayan, dağınık, eğitimsiz yapıları eğitme ve örgütlemede ısrarcı olunduğu” ifade edildi.

Avrupa Birliği Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na Türkiye’nin çekince koyduğu maddelerin, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorunun demokratik çözümünden yana olmamasının bir göstergesi olarak değerlendirilen bildirgede, bu maddelerden çekincenin kaldırılması konusunda mücadele edilmesi kararına yer verildi.

HALKIN SİYASİ İRADESİ TUTSAK EDİLEMEZ

Kadına yaklaşımda erkek egemen zihniyetle mücadele etmede ısrar edilmediği ifade edilen bildirgede, cinsiyet özgürlükçü yerel yönetimleri örmede toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı politikaları hayata geçirmedeki engellere işaret edilerek, bu alanda önemli bir çıkış yapma kararı alındığı bildirildi.

Tutuklu seçilmişlerin ve kadroların durumuna da değinilen bildirgede, “Halkımızın siyasi iradesi tutsak edilemez. Arkadaşlarımız bir an önce bırakılarak, görevlerinin başına dönmeli. Bütün bu baskı ve yönelimlere, şiddet ortamının yeniden tırmandırılmasına rağmen, halkımızın özgür iradesini temsil etmeye, hizmette kusur etmemeye, halkımızın onurlu duruşunun yanında olmaya, demokrasi ve özgürlük mücadelemizi kesintiye uğratmadan devam ettireceğimizi tüm dünyaya duyurma kararlılığımızı yineliyoruz” diye kaydedildi.

ANF NEWS AGENCY


Posted on Haziran 20, 2010 - by admin

Hollanda’lı vekilden Kürt çocukları için UNICEF’e çağrı

Hollandalı parlamenter Harry Van Bommel, cezaevlerindeki Kürt çocuklarına destek vermek amacıyla UNICEF’e çağrıda bulundu. Öte yandan CHAK’ın çocuklar için başlattığı kapmanyaya AB-Türkiye sivil haklar Komisyonu (EUTCC) Başkanı Prof Dr. Kariane Westrheim de katıldı.

Hollanda’nın tanınmış politikacılarından Harry Van Bommel dün UNICEF’e bir çağrıda bulunarak cezaevlerindeki Kürt çocuklarına destek vermelerini istedi. UNICEF’in Hollanda temsilciliğinde görevli Monique van der Ven ve Paul Van Vliet’e seslenen Bommel, zorlu koşullarda tutulan ezaevlerindeki Kürt çocuklarına dikkat çekti. Bommel aynı çağrıyı Hollanda hükümetine de yaptı.

Soykırım karşıtı insan hakları örgütü Kurdocide Watch CHAK’ın konuyla ilgili çağrı ve raporlarını hatırlatan Bomel, hükümetten, Türkiye’nin uluslararası çocuk hakları anlaşmalarına uyması için baskı yapmasını istedi.

ULUSLARARASI KAMPANYA

Bu arada CHAK’ın kamuoyunda taş atan çocuklar olarak bilinen TMK mağduru çocuklar için başlattığı kampanyaya AB-Türkiye sivil haklar Komisyonu (EUTCC) Başkanı Prof Dr. Kariane Westrheim de katıldı. CHAK geçtiğimiz hafta çocukların durumuna dikkat çeken raporları uluslar arası insan hakları kuruluşları ile Avrupa Parlamentosu’nda grubu bulunan partilere, AB dönem başkanına, BM insan hakları komisyonuna ve Avrupalı birçok parlamentere gönderdi. Bu çalışmalar Belçika Kürt Enstitüsü ve Kürt PEN merkezi ile birlikte yürütülüyor.

Kampanyasıyla ilgili olarak CHAK’ın Genel Başkan Yardımcısı Gabar Çiyan yatığı açıklamada, konuyu ABD dışişleri bakanlığına da götüreceklerini söyledi. Çiyan tüm insan hakları savunucularını campaign@kurdocidewatc.net aracılığıyla kampanyaya katılmalarını istedi.

ANF NEWS AGENCY


Posted on Haziran 18, 2010 - by admin

Vedat KURŞUN’a destek

Azadiya Welat gazetesi yönetmeni vedat kurşun’a destek kampanyasını
yaygınlaştırılması dileğiyle

Ankara düşünceye özgürlük girişimi

Bu bir skandaldır:

Gazeteci Vedat Kurşuna 166 yıl 6 ay hapis cezası…

Türkiye’de günlük ve Kürtçe yayın yapan tek gazete olan Azadiya Welat
gazetesi eski yazı işleri müdürü Vedat Kurşun, 166 yıl 6 ay hapis
cezasına çarptırıldı… Bir gazetecinin ‘işini’ yaptığı için
cezalandırılması bu toplumun ayıbıdır ama ondan da ötede bu durum
hukuka, basın özgürlüğüne, insan haklarına, evrensel ifade özgürlüğü
ilkelerine, akla, mantığa da aykırıdır. Bir gazetecinin bu şekilde
cezalandırılması eşine az rastlanır bir skandaldır ve skandal
utanılacak şey demektir. Savcı, Vedat Kurşun için 525 yıl hapis cezası
talep ediyor ve mahkeme insafa gelip 166 yıl 6 aya hükmediyor… Acaba
dünyada bunun bir örneği daha var mıdır? Vedat Kurşun’a verilen bu
ceza, Türkiye’deki rejimin niteliği hakkında da fikir veriyor. Bir
zamanlar Kürtçe diye bir dilin ve Kürt diye bir ulusun varlığı kabul
edilmiyordu. Şimdilerde Kürtçe’nin varlığı kabul ediliyor, üstelik
Kürtçe yayın yapan TRT şeş gibi bir de devlet kanalı var, fakat Kürtçe
yayına muhalif olmamak kaydıyla yaşama şansı tanınıyor. Oysa ifade
özgürlüğünün temel mantığı eleştiri yapılabilmesidir, aksi halde
varlık nedeni ortadan kalkar. Başta Vedat Kurşun olmak üzere, Azadiya
Welat gezetesinin ve diğerler Kürtçe yayın yapan gazete ve dergilerin
muhabir, yazar, yönetici ve sorumlularına yönelik baskı ve
cezalandırmanın asıl nedeni, muhalif olmalarından, farklı, aykırı
görüşleri dile getirmelerindendir. Eğer öyleyse bu ülkede ‘basın
özgürlüğü’ denilenin reel bir karşılığı var mıdır?

Gazetedeki haber başlıkları bile suç sayılarak yüzlerce dava
açıldığına bakılırsa, bu “biz muhalif Kürt gazetesi istemiyoruz”
demeye geliyor… Gazete haberlerindeki “işkenceye karşı sessizlik”
Diyarbakır’ın eski adı olan “Amed”, “Kürdistan”, “Gerilla” “Sayın
Öcalan”… gibi kelimelerin örgüt propagandası sayılıp ağır cezaya
çarptırılma gerekçesi yapılması, neyin amaçlandığını ve asıl niyeti de
ortaya koyuyor. O kadar ki, bir şeyin suç sayılması için Azadiya
Welat’da yayınlanması yeterli… Durum böyleyken, bir de
‘demokrasiden’, ‘demokratikleşmeden’, ‘açılımdan’ söz etmek, bu
rejimin bir ironisidir. Halen onlarca muhalif, sosyalist, devrimci ve
Kürtçe yayın yapan gazete ve dergi çalışanı hapishanelerde bulunuyor
ve soruşturmalar, tutuklamalar, davalar ve mahkûmiyetler artıyor.

Vedat Kurşun’un görevini yapmaktan alıkonmasının, 166 yıl 6 ay hapse
mahkûm edilmesinin, yönettiği gazetenin yasaklanmasının nedeni TMK ve
TCK’da yer alan, uluslar arası basın Özgürlüğü ve haklarıyla hiçbir
ilişkisi bulunmayan hükümlerdir. Bu hukuksal dayanakların 12 Eylül
AFC’sinin uzantısı olduğunu belirtmekle birlikte, bu yasalar eliyle
sosyalist, devrimci, muhalif ve Kürtçe yayın yapan gazete ve dergilere
onlarca soruşturma, kapatma ve tazminat cezaları uygulanmaktadır.
Vedat Kurşun ve diğer tutuklu gazetecilerin derhal serbest
bırakılmasını talep ediyoruz. Vedat Kurşun’un acilen tahliye
edilmesinin bir nedeni daha var: Kurşun hapishanede Hepatit B
hastalığına yakalanmıştır, hapishane koşullarında tedavisi mümkün
değildir.

Biz ‘Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi’ ve bu bildiriyi imzalayan
kurum ve kişiler olarak, Vedat Kurşun’un ve ‘normal işlerini’
yaptıkları halde hapishanelerde bulunan gazetecilerin serbest
bırakılmasını, özgür düşünceye ve tartışmaya engel olan yasal
mevzuatın daha geç olmadan değiştirilmesini, muhalif yayınlar
üzerindeki para cezaları, soruşturmalar ve tutuklamaların
kaldırılmasını talep ediyoruz… Saygılarımızla…

Kurumlar:
Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi, Demokratik Haklar
Federasyonu,Mazlum – Der, Devrimci 78′liler Federasyonu, Demokrasi ve
Özgürlük Hareketi,BDP Genel Merkezi ve Meclis Grubu ,İHD Ankara Şube,
SDP, ÇHD Ankara Şube, Türkiye Gerçeği Dergisi, KURD – DER,THYD – DER,
ESP Ankara İl Örgütü, Sosyalist Parti Ankara İl Örgütü, EMEP Ankara İl
Örgütü, EHP Ankara İl Örgütü, Günlük Gazetesi, Azadiya Welat Gazetesi
…

Kişiler:
İsmail Beşikçi, Fikret Başkaya, Sibel Özbudun, Temel Demirer, Adil
Okay, Yücel Demirer, Ragıp Zarakolu, Attila Tuygan, Mahmut Konuk, Sait
Çetinoğlu, Sami TAN, İrfan AKTAN,Selma GÜNGÖR, Ahmet TELLİ, Sultan
ÖZER, Hüsnü ÖNDÜL, Hasip KAPLAN, Hüseyin AYKOL, Emirali ŞİMŞEK, İsmet
ASLAN,Recep Maraşlı

Destek için:
http://gercek-inatcidir.blogspot.com


Posted on Haziran 18, 2010 - by admin

Cenevre’de Polise taş atan kürt çoçuğu ne kadar Ceza aldı ?

 Cenevre’de Polise taş atan kürt çoçuğu ne kadar Ceza aldı ?
 
28 kasım 2009 cumartesi günü İsviçre’nin Cenevre Kantonunda, Dünya
 Tücaret Örgütü (WTO – OMC ) toplantıları protesto edilmişti.
 Bu protesto gösterileri sırasında, bankaların, saat, mücevher ve lüks
 mağazalarin vitrinleri kırılmış, onlarca lüks araç yakılmış ve tahrip
 edilmişti.
 
Protestocularla polis arasındaki çatışmlar saatlerce sürmüştü. Polis
 30 fazla kişinin gözaltına alındığını açıklamıştı.
 
Gözaltına alınanlardan biriside 17 yaşında bir kürt çoçuğuydu.
 Gösteriler esnasında bir magazanın önünde beklerken polisin jopundan
 nasibini alan çoçukda protestoculara katılarak o da polislere taş
 atmaya başlıyor. Attığı taşlardan birisi bir polise isabet edince
 BİNGO diye bağırıyor, arkasından gelen sivil polisler çoçuğu etkisiz
 hale getirirken onlarda çoçuğa BİNGO diyorlar. Tabii bizdeki gibi
 şiddet yok, kol kafa kırmada yok ama kelepçe takılıyor. Çoçuk saat 16 :
 00 da gözaltına alınıyor, ailesine hemen telefon ediliyor ve akşam
 saat 18 :00 de sadece çoçuğun evindeki odası aranıyor ve ailsine
 çoçuğun 24 saat gözaltında tutulacağını, yarın çoçuk mahkemesine
 çıkarılacağını ve mahkemenin çoçuğun serbert kalıp kalmayacağına karar
 vereeceğini ve de çoçuğun ailesine kontak için birde telefon numarası
 bırakılıyor.
 
Çoçuğun ailesi beni arayıp, kaygılarını dile getirmişti. Döverler mi ?
İşkence yaparlar mı ? Kötü müamele görür mü ? çoçuğumu hapise atarlar  mı ? kaç ay ? kaç yıl ceza alır ?, vs…
 
Cenevre Halkevi adına kendilerine bırakılan telefonu arardım ve çoçuk
 hakkında bilgi talep ettim, aileye söyleneler banada tekrarlandı ve
 kaygılanmaya gerek olmadığını, yarın duruşmaya çıkmadan önce bizi
 bilgilendireceklerini, mahkemenin aileylede görüşmek isteyeceklerini
 söylemişlerdi.
 
Tam 24 saat sonra, 29 Kasım 2009 pazar günü saat 16:30 nöbetçi çoçuk
 mahkemesi başladı.
 
Gerekli kişisel bilgiler sorulduktan sonra, Savcı çoçuğa polise niçin
 taş attığını sordu ?
 
Çoçuğun yanıtı ; polis durup dururken bana jopla vurdu, bende
 sinirlendi ona taş attım,
 
Savcının ikinci sorusu ; okulda derslerin nasıl ? yanıt ; iyi,
 
Savcının üçüncü sorusu ; okuyunca ne olmak istiyorsun ?
 
Çoçuğun yanıtı ; Polis, Savcı, hem polis olmak istiyorsun hemde polise
 taş atıyorsun, oldu mu şimdi ? Niye taş attın ?
 
Çoçuğun yanıtı ; Söyledim ya, Polis de beni dövdü.
 
Savcının kararı :
 
Ders notlarını gösteren karneni en geç bir hafta içinde bana
getireceksin ve her dönem sonunda karneni tekrar görmek istiyorum,
 notlarda düşme olmayacak, başarılı olacaksın,
 
Mahkeme devam edecek ve büyük ihtimalle ceza alacaksın, çünkü yaptığın
 yasalar göre suç,
 
Bir daha aynı suçu işlemeyeceksin,
 
Şimdi seni serbest bırakıyorum ve çoçuğu ailesine bizzat savcı teslim etti ve çıkış kapısına kadar da refakat etti.
 
Geçen günlerde polise taş atan Bingocu kürt çoçuğun mahkemesi
sonuçlandı.
 
Mahkeme çoçuğun bir kamu kuruluşunda 3 gün (günde 8 saat) temizlik
 işleri yapmakla cezalandırdı.
 
Sorduk, soruşturduk, Yetişkin olmayan, 18 yaşın altındaki bir çoçuğun
polise taş atmasının en ağır cezası nedir ? en fazla 3 ay hapis cezası, eğer çoçuk ilk kez bir suç işlemişse o da affediliyor.
 
Başbakan Erdoğan: Güvenlik güçlerimiz çocuk da olsa, kadın da olsa,
kim olursa olsun, gereken yapılacaktır talimatından sonra bu ülkeden binlerce çoçuk polise taş attıkları gerekçesiyle , güvenlik güçleri tarafında kolları, kafaları ve bacakları kırıldı, bedenlerine sıkılan onlarca kurşunlarla, patlayan bombalarla öldürüldüler ve yaşlarında kat be kat cezalara mahkum edildiler,resmi rakamlara göre 2700 çoçuk
cezaevlerinde, binlerceside yargılanıyor. Tabi Cemil Çiçeğe göre onlar
bunu hak ediyorlar, Çünkü aslında Onlar Çoçuk değiller.

27 mai 2010
 

Demir SÖNMEZ


Posted on Haziran 18, 2010 - by admin

DYG’li gençler tecavüz kültürüne karşı yürüdü

 

Demokratik Yurtsever Gençlik (DYG), bölgede yaşanan asimilasyon ve tecavüz kültürüne kaşrşı Hakkari’de bir yürüyüş düzenledi.

DYG, bölgede yaşanan asimilasyona ve tecavüz kültürüne karşı Hakkari’de yürüyüş düzenledi. BDP  İl binası önünde toplananan gençler, belediye önüne kadar yürüyüp burada basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına Belediye Başkanvekili Ahmet Taş, BDP İl Başkanvekili Orhan Koparan, BDP il yöneticileri ve belediye meclis üyeleri, Barış Anneleri İnisiyatifi ve Demokratik Özgür Kadın Meclisi üyelerinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı. DYG adına açıklama yapan Gazi Duran, egemen zihniyetin yaratmış olduğu bunalıma değinerek, ‘Halkımızın direnişçi kişiliğini bilen sistem kendi kültürünü topluma empoze etmek için özel yöntemler geliştirmiştir. Uyuşturucu maddelerin kullanım yaşı 13′ten 10′a kadar inmiş. Bunun yaygınlaştırılmasıyla beraber bölgemizde gençliğin beyni uyuşturulmakta, bilinçsiz kılınmaya çalışılmaktadır. Yine fuhuşla Kürt halkının iradesi kırılmak istenmekte, var olan ahlaki yapı parçalanmak istenmektedir. Fuhuş evleri devlet iznine tabi tutulmakta, her geçen gün sayılarının artmasına ve genç kadınların bu yola sürüklenmesine göz yumulmaktadır. Bu politikanın yansımasının en açık örneklerini Siirt, Amed, Dersim ve son olarak Hakkari’de yakalanan fuhuş çetesinde yaşanan olaylarda da gördük. İçerisinde eğitimci, polis ve özel harekat şube müdürü gibi kamu çalışanlarının da bulunduğu bu çeteler ile Kürt gençliği yozlaştırılmak, onursuzlaştırılmak ve kimliksizleştirilmek istenmektedir’ dedi.

‘Herkes dur de hamlesine katılmalı’

Duran, sistemin Kürt halkını aç bırakarak, ahlaksızlığa iterek, sisteme bağımlı hale getirildiğini söyledi. Bölgede gelişen özel savaş politikalarının önüne geçmenin, buna karşı mücadele çizgisini yükseltmenin, toplumsal refleksi güçlendirmenin temel hedefleri olduğunu vurgulayan Duran, ‘Bu bağlamda halkımıza bu tür zihniyeti dayatanlara karşı ve bu zihniyetin beyninde patlamak için herkes ‘dur de!’ hamlesine aktif katılmalı ve üzerine düşen görevi yerine getirmeyi bir onur meselesi olarak görmelidir’ diye kaydetti.

Sık sık, ‘Bijî Serok Apo’, ‘Faşist AKP halka hesap verecek’, ‘AKP şaşırma bizi dağa taşırma’, ‘Bo azadi aşiti şer şer şer’ sloganları atan kitle basın açıklamasından sonra yeniden BDP İl binasına kadar yürüyerek dağıldı.

HAKKARİ-DİHA


Ad

  • Son Yazılar

    • Zeynep Kınacı Urfa’da anıldı
    • Kocaelinde DYG’den Şehit ZİLAN İçin Kermesler
    • Tarihte bugün: 25 haziran
    • BARIŞ UMUDUNDAN İÇ SAVAŞ EŞİĞİNE
    • BÜYÜK KURŞUNLAR, KÜÇÜK ÖLÜMLER
  • Etiketler

    şan ayşe dengbej diyarbakır eyşe Müzik stran taş atan cocuklar
  • en son yapılan yorumlar

    • Vedat KURŞUN’a destek için muzaffer
    • Hollanda’lı vekilden Kürt çocukları için UNICEF’e çağrı için muzaffer
    • Hollanda’lı vekilden Kürt çocukları için UNICEF’e çağrı için nazmi
    • Koma Sterka Sor Hip Hop tarzı ile ‘özgürlük’ çağrısı yapacak için online
    • Kadin Ve Konfederalizm için rojanu
  • Bağlantılar

    • ingilizce türkçe sözlük
© 2008 AmigrA - Renklerinizle katılın
The Papercut theme by WooThemes - Premium Wordpress Themes