• Home
  • AMİGRA SAYI 1
  • AMİGRA SAYI 2
  • Hakkında
Subscribe: Posts | Comments | E-mail
  • Haberler
  • Kadın
  • Kategorilenmemiş
  • Makale
  • Müzik

AmigrA

Archive for the ‘Kadın’ Category


Posted on Haziran 30, 2010 - by admin

Zeynep Kınacı Urfa’da anıldı

Dersim’de 30 Haziran 2006’da fedai eylemi gerçekleştiren Zeynep Kınacı (Zilan) Urfa ve ilçelerinde düzenlenen etkinliklerle anıldı.

Urfa BDP Süleymaniye Mahallesi irtibat merkezinde gerçekleşen anmaya, BDP il eş başkanları Ibrahim Ayhan ve Adile Fidan, merkez ilçe başkanı Izzet Yılmaz ve çok sayıda kadın katıldı. Duvarların Zilan ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fotoğrafları ile süslendiği anma etkinliğinde, sık sık ‘şehit namırın’ sloganları atıldı. Saygı duruşu ile başlayan anmada, Yekitiya Jınên Azad(YJA) Star’ın bildirisi okundu. Zilan’ın yaşamının anlatılmasından sonra konuşan BDP Eşbaşkanı Adile Fidan, Zilan’ın inkar ve imhaya karşı Kürt kadınının ve halkının çığlığı olduğunu belirtti. Fidan, “Zilan direnişimizin adı, Özgürlük inancımızdır. Zilan, bugün çocuklarımızın adı, onların geleceğidir” dedi.

Fidan’ın konuşması ardından Zeynep Kınacı’yı konu alan sinevizyon gösterimi ile süren etkinlik, Kınacı’nın Öcalan’a hitaben yazdığı mektup okundu. Anma etkinliği Urfa Kültür Sanat Merkezi’nin (UKSM) müzik grubu ‘Koma Hêvi’nin müzik dinletisi ile son buldu.

Ayrıca Urfa’nın Ceylanpınar ve Suruç ilçelerinde düzenlenen anma etkinlikleri BDP ilçe binalarında çok sayıda kadının katılımı ile gerçekleşti. Her iki ilçede de BDP’li belediye başkanlarının ve ilçe parti yöneticilerinin katıldığı etkinliklerde, konuşmalar yapılarak, Kınacı’nın geride bıraktığı son mektupları okundu. Sinevizyon gösterimi ile Zilan’ı tanıyan kadınlar, zılgıtlarla eşlik etti.

ANF NEWS AGENCY


Posted on Haziran 25, 2010 - by admin

Kocaelinde DYG’den Şehit ZİLAN İçin Kermesler

Kocaeli Demokratik Yurtsever Gençlik Meclisinin Şehit Zilan’a adadığı kermesin 1. günü İzmitten sonra 2. günü Darıcada yapıldı. 3. günü Dilovası ve Gebze ilçelerinde son gün ise Çayırova ilçesinde olacaktır.

Şehadetinin 14. yıl dönümünde Zeynep Kınacı (şehit zilan) şehit anaları, gerilla aileleri ile birlikte kocaelide kermeslerle anıldı. kermeslerde kürt halkının verdiği mücadele ve ortaya çıkardığı değerler hatırlatılarak şehit zilan şahsında mücadelenin özellikle dönem itibariyle yükseltilmesi çağrısı yapıldı. halk da tekrardan geriye dönüşün sinyalleri olduğu için devlet ve hükümete karşı büyük bir tepki gözlenmekte. Buna rağmen canı acımış ve acımakta olan yurtsever halkımızın barış dilini hala tek seçenek olarak görmeleri dikkat çekiçi olmuştur. Biz Yurtsever Demokratik Gençlik olarak partimiz şahsında mücadeleyi şehitler yolunda ; Zilan’lar , Beritan’lar , Mazlum’lar , Sema’lar , Êgitler’in perspektifinde yürütmeye ve durmamaya acılarımız ve mazlumiyetimizin büyüklüğü kadar kararlıyız.


Posted on Haziran 21, 2010 - by admin

Kum kentinde 62 bin kadına kıyafet uyarısı

İran’ın Kum eyaletinde polis ‘kötü örtündükleri” gerekçesiyle 62 bin kadını uyardı.

Tahran Emruz gazetesine göre Kum eyaleti polis şefi Mehdi Horasani, yaklaşık “kötü örtünen” yaklaşık 62 bin kadının uyarıldığını söyledi. Horasani, polisin ayrıca “kötü örtünen yolculardan” dolayı 100 kadar otomobile de el koyduğunu bildirirken, bu uyarı ve el koymaların hangi dönemde yaşandığı konusunda bilgi vermedi.

Tahran’ın 150 km güneyinde bulunan Kum eyaletinde 1 milyonu aşkın kişi yaşıyor. Albay Horasani, kötü İslami örtünmenin teşvik edilmesinin “düşmanların hedefleri arasında” olduğunu iddia etti.

İran’da özellikle yaz aylarında kıyafetlerinden dolayı kadınlara karşı polis terörü estiriliyor. Her yaz yüzbinlerce kadın uyarı alıyor ve birçoğu da ağır cezalara çarptırılabiliyor.

Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad, geçtiğimiz hafta televizyonda yaptığı açıklamada polisin kadınlara İslami kıyafetlerinin yetersiz olduğu gerekçesiyle gerçekleştirdiği eylemlerine karşı olduğunu söyleyerek, bu eylemlerin sonuç almasının düşünülemeyeceğini belirtmişti. Ancak muhafazakarlar bu açıklamayı sert bir şekilde eleştirmişti.

Öte yandan Havaalanları polis şefi Nebiyullah Heyderi’ye göre 21 Mart’ta başlayan İran yeni yılından bu yana geçen 82 gün içerisinde sınır polisleri “kötü örtündüğü” gerekçesiyle 71 kadının uçağa binmesini engelledi. Heyderi bu kadınların İslami örtünme kurallarına uymadıkları için mahkemeye çıkarıldıklarını bildirdi. Ilna haber ajansına göre Nebiyullah Heyderi, kötü örtündükleri gerekçesiyle 33 bin 29 kadın ve erkeğin de uçağa binmeden önce elbiselerini değiştirmek zorunda kaldığını kaydetti. Heyderi, 87 bin 714 kadının kötü giyindikleri için uyarıldıklarını, 3 bin 506’sının da gelecekte örtünme kurallarına saygı göstereceklerine dair “yazılı belge” imzaladıklarını ifade etti.

ANF NEWS AGENCY


Posted on Haziran 20, 2010 - by admin

Sürgünden özgürlüğe, mücadeleden cezaevine uzanan iki kadın öyküsü

Barış için Mahmur’dan yola çıkan 60 yaşındaki Sosin Yaman ve Kandil’den yola çıkan Elif Uludağ’ın acı, sürgün ve mücadele ile geçen yaşamlarında bir durakta cezaevi oldu. Türkiye siyasetinin ve medyasının saldırgan ve günü birlik dili ile linçe uğrayan ve tutuklanan ‘Barış ve Demokratik Çözüm Grubu’ üyesi olan iki kadının hikayesi, siyasetin çok üstünde ‘çözüm nedir? sorusunun ise tam merkezinde yer alıyor.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla tıkanan barış sürecine katkı sunmak için yola düşen 34 kişi arasında 2 çocuğu ile birlikte dağda olan 45 yaşındaki Elif Uludağ ve Şırnak’ın Uludere İlçesi Hilal (Rıbene) Köyü’nde evi yakılarak sınırlara sürülen 60 yaşındaki Sosin Yaman’da vardı. Habur Sınır Kapısı’nda 19 Ekim’de ‘Barış ve Demokratik Çözüm Grubu’ olarak giriş yapanlar içinde yer alan bu iki kadının kişisel tarihlerine, sürgün, acı, çocuk hasreti ve mücadelenin yanında birde cezaevini ekledi. Bir tarihi bir ömre sığdıran bu iki kadının yaşamlarına biraz daha dikkatli gözle bakan her insan ‘Kürt sorunun nereden kaynaklandığını ve çözümünün nasıl olduğunu görebilir.

‘Çocuklarını geride bırakıp geldi’

45 yaşındaki Elif Uludağ’ın yaşamı Maraş’ta başladı, gençlik yıllarında evlendi ve iki çocuğu oldu. Onlarla birlikte büyüyen Uludağ bir kadın olarak ve bir Kürt olarak politik mücadelenin içinde oldu. 1999 yılında PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye getirilmesinin ardından iki çocuğu dağa çıktı. Siyasal mücadelesini sürdüren Uludağ’da bir süre sonra dağa gitti. Uludağ verdiği bir röportajda 1990′lı yıllardan itibaren siyasi mücadele yürüttüğünü belirterek, ‘Ben ve çocuklarım uzun yıllar siyasi partiler içinde mücadelemizi sürdürdük. Ancak, 1999 yılında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın uluslararası bir komplo ile Türkiye’ye teslim edilmesinin ardından çocuklarım dayatılan çözümsüzlüğe karşı dağa çıktılar’ demişti. Hiçbir savaşın sonsuza dek sürmeyeceğini ve barış, çözüm en çokta çocuklarının geleceği için Türkiye’ye geldiğini belirten Uludağ, dağdan gelişin zorluğunu ‘Dağdaki koşullarımız hem coğrafik açıdan hem hareket açısından çok güzeldi. Orada kendini özgür hissediyorsun. Sürekli olmasa da çocuklarımla zaman zaman bir araya geldiğimiz oluyordu. Düşüncelerimizi paylaşıyorduk. Gerçekten o topraklarda özgürce paylaşımlarımız oluyordu. Ortam çok farklıydı, oradaki ortamı anlatmak biraz zor’ sözleriyle anlatmıştı.

Annelere çağrı yapmıştı

Habur’da yüzbinlerin katılımı ile yapılan karşılamaya Türkiye medyasının ve siyasetinin koparttığı kıyameti de değerlendiren Uludağ duygularını şöyle dile getirmişti: ‘O coşkunun yanlış yorumlanması doğru değil. Bu yanlış yorumlanmamalı bizi karşılayan annelerin bazılarında bizi karşılayan bazılarının 3 çocuğu bu savaşta hayatını kaybetmiş. Peki neden Türk anneleri de çıkıp demiyor biz barış istiyoruz. Bizi karşılamaya gelen anneler barış adına çıkıp haykırdılar. Türkiye tarafındaki anneler, asker anneleri de bunu böyle ele almalı ben o annelerinde bunu hissedeceğini düşünüyorum. Asker anneleri kışkırtılıyor. Bu sokağa dökülen annelerin bilinçli olarak birileri tarafından yönlendirildiğini düşünüyorum. Bu insanlar gerçekten rahat bırakılırsa hissettiği acıyı başkasının hissetmesini istemez. Bu savaş bundan sonra da sürerse bu savaşın adı, gözyaşıdır, kandır, çirkinliktir ve çıkmazdır başka bir şey değildir. Biz elbirliğiyle bu sorunu çözebiliriz. Biz iyi niyetimizi ortaya koymak için buradayız. Biz bu söylemlerimizle samimiyiz bu söylemlerimizin altından farklı şeyler aramamalı biz eğer samimi olmasaydık buraya gelmezdik.’

60 yaşında mücadeleci bir kadın

60 yaşına sınırlar arasında koskoca bir mücadele ve trajediyi sığdıran Sosin Yaman’ın hikayesi ise Şırnak’ın Uludere İlçesi’ne bağlı Rıbıne Köyü’nden başladı. 5 çocuğu bulunan Yaman’ın köyü, 1994 yılında askerler tarafından bir gece yarısı basıldı. Yaman’ın ‘Beni köklerimden kopardılar, emeklerimi yaktılar ve bizi ülkemizden sürdüler’ diye tarif ettiği baskın gecesinde, köylüler asker ateşi altında sınıra doğru sürüldü. Evlerinden çıkmalarına dahi izin verilmeden evler ateşe verilmeye başlandı ve Yaman’ın dedesi yanan evinden çıkamadığı için can verdi.

‘Kıyameti erken yaşadık’

Tüm köylülerle birlikte sınıra doğru gidenlerin içinde yer alan Yaman, 5 yaşındaki kızı Esmer ve 2 yaşındaki oğlu Rubar’ı korumak için çırpınırken, atılan havan topunun çocukluk, gençlik arkadaşı Siti ve Siti’nin iki çocuğunu parçaladığına tanık oldu. Arkadaşını kurtarmak için koşan Yaman, artık onlar için yapılacak bir şey olmadığını anladı. Geri döndüğünde ise 2 yaşındaki çocuğu Rubar’ın korkudan dilini yuttuğunu ve inanılması güç bir şekilde bağırsaklarının dışarı çıktığını gördü. Elleriyle çocuğunun bağırsaklarını yerleştiren Yaman, arkadaşı Siti’nin cenazesini bile alamadan ateş altında yoluna devam etti. Yaman, o günün duygularını sohbetlerde ‘Kıyameti erken yaşadık, arkadaşım, sırdaşım Siti’nin acısını bile yaşayamadım. Geri baktığımızda ateş altında hala köpeklerimiz ve tavuklarımızın yangın ortasında koşuşturduğunu gördüm. Köyümden aklımda kalan son hatıra arkamızdan ağıt yakar gibi havlayan köpeğimizin sesiydi’ şeklinde anlattı.

Barış umuduyla sınır aştı ama…

Geride acılı bir yaşam bırakan Yaman, Federal Kürdistan Bölgesi’nde ilk 4 yıl sırasıyla Bihere, Seraniş, Besive, Geliye Kıymete ve BM gözetiminde oluşturulan Duhok yakınlarındaki Etruş, Ninova, Nehdare ve son olarak ta Maxmur kampında kaldı. Yaman’ın 1999 yılında Federal Kürdistan Bölgesi yetkileri tarafından Türkiye’ye teslim edilen eşi Mehmet Yaman ise hala Mardin E Tipi Cezaevi’nde bulunuyor. Zorla göçertildikleri gece dili tutulan Rubar hala konuşamazken kızı Esmer ise göğüs kanseri olduğu için tedavi amacıyla geldiği Türkiye’de ‘Kaçak’ geldiği gerekçesiyle tutuklanarak 5 yıl cezaevinde kaldı. Maxmurluların ‘Sosin anası’ acılarını bir kenara bırakıp bir umut diye barış için sınırları aştı.

Taleplerini daha gür haykırıyor

Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hakkında tutuklama kararı verilen Yaman, polislerin arasında cezaevine giderken bile yüzünde tebessümü eksik etmedi. Yaman, geldikten sonra verdiği bir röportajda mücadele kararlılığını dile getirerek, ‘Mahmur’dan ayrılmanın üzüntüsünü yaşasam da umut ediyor ve istiyorum ki ülkemiz özgür olsun ve herkes kendi yerine dönsün. Çocuklarımız kendi anadillerinde eğitim görebilsin ve bizim yaşayabilmemiz için tüm koşullar oluşturulsun’ diye belirtmişti.


Posted on Haziran 18, 2010 - by admin

Dünya Kadın Yürüyüşü 30 Haziran’da İstanbul’da

Kadına yönelik her türlü ayrımcılığa karşı 164 ülkeden 5 bin kadın grubunun katılım ile oluşturulan Dünya Kadın Yürüyüşü’nün 8 Mart’ta start alan küresel eylemlerine 30 Haziran’da İstanbul ev sahipliği yapacak. Küresel eylemlerin İstanbul ayağında, kadınlar, barış, sivilleşme, kadına yönelik şiddet, yoksullukla mücadele, kadın emeğinin sömürülmesine ilişkin taleplerini Avrupa Sosyal Formu öncesinde dile getirecek.

”Uluslararası feminist eylem hareketi” olan Dünya Kadın Yürüyüşü (DKY), yoksulluğun ve kadına yönelik şiddetin temelinde yatan nedenleri yok etmek için çalışan, taban gruplarını ve örgütleri birleştiren, ulusal-yerel eylemleri örgütleyen ve yaklaşık 5 bin kadın grubunu temsil eden 164 ülke koordinasyonundan oluşan bir örgütlenme yapısına sahip. DKY eylemlerinin ilki, yoksulluk ve kadına yönelik şiddetle ilgili dünya çapında kadın hareketlerinden doğan ortak talepleri ve alternatifleri yerel, ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeylerde öne çıkarmak amacıyla 2000 yılında ‘Küresel Barış Yürüyüşü’ adıyla gerçekleştirildi. 2000 yürüyüşü’nün ardından, DKY’nin aktif katılımcısı olan ülkeler tarafından çeşitli eylem ve etkinliklerle oluşturulan kırk yama yorgan, 8 Mart 2005 tarihinde Brezilya’nın Sao Paulo kentinden hareket ederek gezegenin etrafında bir tur attıktan sonra, Uluslararası Yoksullukla Mücadele Günü olan 17 Ekim’de son durağı olan dünyanın en yoksul ülkelerinden biri olan Burkina Faso’da ikinci yürüyüşü gerçekleştirdi.
30 Haziran’da durak İstanbul

DKY, 2010 yılı küresel eylemleri ise, kadınların hayatlarını ve bedenlerini kontrol etmenin bir aracı olarak kadınlara yönelik şiddet, barış ve sivilleşme, kadın emeği, ortak mallar ve doğal kaynaklara erişim olmak üzere dört ana tema çerçevesinde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde tüm dünyada eşzamanlı olarak ‘Hepimiz özgür oluncaya dek kadınlar yürüyor’ sloganıyla start verdi. 17 Ekim’e kadar devam edecek olan küresel eylemlerin 30 Haziran’daki durağı İstanbul olacak.

‘Kadın yürüyüşü dışardan gelecek kadınların karşılanmasıyla başlayacak’

Dünyanın çeşitli ülkelerden yüzlerce kadının katılacağı yürüyüşün, Türkiye ayağı ile ilgili olarak, hazırlıklar devam ederken, yürüyüşün amacını ve muhalif hareketlere olabilecek katkısını aktaran DKY Türkiye akitivistlerinden Eylem Yıldız, bu yıl feminist buluşmalarla etkili eylemler planlıklarını belirterek, DKY’nin Avrupa ayağında Türkiye’nin seçilmesindeki nedenin Avrupa Sosyal Forumu’nun (ASF) burada gerçekleşecek olmasına bağladı. Programın 29 Haziran’da Kırgızistan ve Balkanlar’dan gelecek kadınların karşılanmasıyla başlayacağını söyleyen Yıldız, 4 ana başlık altında atölyeler gerçekleştireceklerini söyledi. En önemli gördükleri atölyenin barış ve sivilleşme olduğunu belirten Yıldız, bu yıl ki temanın bir tanesinin kadın emeği olduğunu belirtti. DKY’nin Kongo’yu çok önemsediğini de belirten Yıldız, ‘17 Ekim’de orada bir buluşma gerçekleşecek. Kongo’da BM’nin silahlı saldırısı altında. Orada, kadınlar, çocuklar temiz suya ulaşamıyor. Buna yönelik neler yapılabilir onları tartışacağız’ dedi. Kadına yönelik şiddet önemli gündem maddelerinden biri olduğunu da söyleyen Yıldız devletin üzerine ne gibi görevler düştüğünü birlikte tartışacaklarını söyledi.

‘Yaşamını yitiren ve tutuklu kadınlarda temsil edilecek’

DKY sonrasında çıkacak somut kararların ve eylem planının ASF’ye de taşınacağının altını çizen Yıldız, dünyanın her yerinden yüzlerce kadının katılacağı DKY’de şuan cezaevinde olan veya hayatta olmayan mücadeleci kadınların da temsili olarak yer alacaklarını belirtti. ‘Rosa Lüksemburg’dan Güler Zere’ye dünyanın her yerinden hayatta olmayan ve ya cezaevinde olduğu için DKY’ne katılamayan kadınlar bu yürüyüş sırasında hemcinsleri tarafından taşınacak olan pankartlarda sembolize edilecek’ diyen Yıldız. Kırgızistan’dan gelecek kadınlarında barış talebinde bulunacağını söyledi.

‘DKY baskı noktası oluşturabilir’

BES 2 Nolu Şube Başkanı Nevin Kaplan ise, DKY’de sendikalı kadınlarla siyasal alandaki kadınların mücadelelerini ortak platformda birleştiğini söyledi. Kadın cinayetlerinin durdurulması için çalışmalar başlattıklarını ifade eden Kaplan, ‘Bu cinayetler durdurulsun’ sloganıyla eylemsellikler yapılacağını söyledi. DKY’nin, kadın cinayetlerinin durdurulması konusunda baskı noktası oluşturabileceğini söyleyen Kaplan, ülkedeki KESK, DİSK, partili ve bağımsız kadınların bu yürüyüşün ve organizasyon bir parçası olduğunu kaydetti. Uluslararası boyutta kadınların kendi ülkelerindeki taleplerine ilişkin atölye çalışmaları yaptığını söyleyen Kaplan, tüm dünyada savaşlara karşı kadınların barış talepleriyle bir araya geldiğini belirtti.

‘Irkçılığa karşı barış’ önemli talepler arasında

Türkiyeli kadınların özgürlük taleplerinden birisi de ırkçılığa karşı barışçıl yaşama talebi olduğunu kaydeden Kaplan, ‘Dünyada uluslararası boyutta bir saldırı politikası var. Savaş ortamlarında yine kadınlar daha fazla şiddet görüyor. Savaş, kadınlara şiddet, taciz, tecavüz koşullarının ortamını yaratıyor. Bunlar tüm dünyada ki kadınların ortak ana talepleri. Türkiye’de ki eylemler İzmir, İstanbul, Ankara, Antalya, Diyarbakır gibi çeşitli iller oldu’ Önceki yürüyüşleri hatırlatan Kaplan, ‘Bu örgütlenme ayağı tüm Dünya’yı daha da bu işe sardı ve bunun sonrasında 5 yıla kadar çeşitli toplantılar, görüşmeler, tartışma süreçleri yaşandı’ dedi.

İSTANBUL-DİHA


Posted on Haziran 18, 2010 - by admin

‘Bêrîvan’ Avrupa ülkelerinde gösterimde

Yönetmenliğini Aydın Orak’ın yaptığı Cizre 1992 direniş ve katliamın belgeseli ‘DestanekeSerhildanê: Bêrîvan’ Almanya, Fransa, İsviçre, İsveç ve Belçika’da seyirciyle buluşuyor.

Dili Kürtçe olan belgesele İngilizce, Almanca, İtalyanca, Fransızca, Türkçe ve Arapça altyazı hazırlandı. Gösterimlerden sonra yönetmen Aydın Orak’la söyleşiler olacak. Bir Başkaldırı Destanı: Bêrîvan belgeseli 13 Haziran 2010’da 4. Hamburg Kürt Film Günleri kapsamında izleyicisiyle buluşacak. Belgesel 17 Almanya’nın Frankfurt, 18 haziran’da Mainz, 22 Haziran’da Belçika-Brüksel Kürt Enstitüsü’nde, 27 Haziran Fransa-Paris Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’nde, Temmuz’da ise İsveç’in Stockholm ve İsviçre’nin Lozan ve Zürih kentlerinde yönetmen Aydın Orak’ın katılımıyla gösterimi gerçekleşecek.

Karanlık dönemin resmi

Belgeselde, 1980 Diyarbakır Cezaevi’nde insanlık dışı işkencelerden geçirilen, Cizre başta olmak üzere öldürülen çocuklarının cesetlerinin helikopterlerden atılan, panzerlerin arkasına bağlanıp şehir merkezlerinde gezdirilen, köylülerine dışkı yedirilen bir halkın yani Kürt halkının yakın tarihimizin ilk büyük ayaklanmasına öncülük eden Berivan Cizre’nin 1992 Cizre Newroz’unun öyküsü anlatılıyor. 

Özellikle 1992′de binlerce insanın hiç beklenmedik bir zamanda direnişe geçip ölümüne çatıştığı Newroz kutlamalarındaysa bir kadın dikkat çeker. Başından çıkarmadığı beyaz kefiyeyle sık sık görüntülenen ve kitleyi yönlendirmesiyle dikkat çeken kişi, yoğun işkencelerden geçen ve yaralanan Berivan Cizre’den başkası değildir. Devlet yetkililerinin ve o görüntüleri izleyenlerin cesaretinden dolayı şaşkına döndüğü Berivan Cizre’nin biyografik anlatımına yer verilen belgeselde, kanlı 1992 Newroz bayramını belgeliyor.

Oyuncu ve yönetmen Aydın Orak’ın yönettiği belgesel, ayaklanma günlerinin bilinmeyen yönlerini ve Cizre’nin kadınca cesaretini tarihe not düşüyor. Aydın Orak’ın hazırladığı 50 dakikalık ‘Bir Başkadırı Destanı: Berivan’ belgeseli bu simge ismin ateşle imtihanını belgeliyor. Bizzat kendisiyle görüşülerek hazırlanan ve o günlerin çatışmalı Cizre görüntüleriyle harmanlanan belgesel, yurtiçi ve yurtdışındaki festivallerde gösterime hazırlanıyor.

AVRUPA GÖSTERİM PROGRAMI

·         13 Haziran– Hamburg KÜRT FİLM GÜNLERİ (Almanya)

·         17 Haziran –Frankfurt, 19.30, FH – Frankfurt (Audimax, Gebäude 4, EG) (Almanya)

·         18 Haziran – Mainz (Almanya)

·         22 Haziran – Brüksel,18.00, Brüksel Kürt Enstitüsü (Belçika)

·         27 Haziran –Paris, 15.00, Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi (Fransa)

·         1-3 Temmuz- Lozan, Zürih (İsviçre)

· 

        4-8 Temmuz – Stockholm (İsveç)                                          

   

 

–
LİSTİKVAN FİLM
listikvanfilm@gmail.com


Posted on Aralık 17, 2008 - by admin

AmigrA

Merhaba…

Sitemiz kurulum sürecinde olmasından kaynaklı şuan yayın yapamamaktadır.

En kısa zamanda Renkleriniz ile paylaşmak dileğiyle…


Ad

  • Son Yazılar

    • Zeynep Kınacı Urfa’da anıldı
    • Kocaelinde DYG’den Şehit ZİLAN İçin Kermesler
    • Tarihte bugün: 25 haziran
    • BARIŞ UMUDUNDAN İÇ SAVAŞ EŞİĞİNE
    • BÜYÜK KURŞUNLAR, KÜÇÜK ÖLÜMLER
  • Etiketler

    şan ayşe dengbej diyarbakır eyşe Müzik stran taş atan cocuklar
  • en son yapılan yorumlar

    • Vedat KURŞUN’a destek için muzaffer
    • Hollanda’lı vekilden Kürt çocukları için UNICEF’e çağrı için muzaffer
    • Hollanda’lı vekilden Kürt çocukları için UNICEF’e çağrı için nazmi
    • Koma Sterka Sor Hip Hop tarzı ile ‘özgürlük’ çağrısı yapacak için online
    • Kadin Ve Konfederalizm için rojanu
  • Bağlantılar

    • ingilizce türkçe sözlük
© 2008 AmigrA - Renklerinizle katılın
The Papercut theme by WooThemes - Premium Wordpress Themes